JPEG - 38 kb

Haziran ortasında gerçekleşen Federal Open Market Committee (İngilizce kısaltmasıyla FOMC)’nin son toplantısından sonra, FED Başkanı Janet Yellen, gösterge faiz oranının değiştirilmediğini, yani % 0,25 ve 0,50 aralığında bırakıldığını açıkladı [1]. Böylece, FED’in önümüzdeki Eylül ayından önce bankalararası kredi bedelini arttırmaması bekleniyor.

Kısacası, Barack Obama’nın ABD ekonomisin « tamamen düzeldiğine » yönelik ikna propagandası suya düştü. FED’in federal fonların faiz oranını yükseltmesinin üzerinden altı aydan fazla süre geçti ve şu ana kadar yeni bir artışın öne alınmasına neden olacak herhangi bir işaret ortada görünmüyor.

FED birçok fırsatta ekonomik büyüme için öngörülerini yeniden revize etmek zorunda kaldı. Mart ayında bu yıl için tahmin edilen GSYİH artışı % 2,1 ve 2,3 arasındayken, yakın zamanda % 1,9 ve % 2’lik aralığa düşürüldü [2]. Ekonomi baş aşağı düşüyor: daha henüz Aralık 2015’te FED’in büyüme tahmini % 2,3 ve % 2,5 aralığındaydı [3].

Hiç şüphe yok ki, 7’ler grubunun (G7) en güçlü ekonomisinin artan zayıflaması parasal yetkilileri ihtiyatlı davranmak zorunda bıraktı, çünkü atılacak herhangi bir yanlış adım, bu kez büyük olasılıkla deflasyonun (fiyatların düşmesi) da eklenmesiyle birlikte resesyona girme eğiliminin belirginleşmesi riskini arttıracaktır [4].

İlk üç aylık dönemde, ABD ekonomisinin gayri safi yurt içi hasıla (GSYİH) artışı % 0,80 oranına ancak ulaşıyordu. İstihdam pazarındaki toparlanmaya gelince, FED tarafından uygulanan politikaların önde gelen başarısı olarak sunulmasına karşın, çok kırılgan yapısını korumaya devam ediyor. Geçtiğimiz Aralık ayında, FED gösterge faiz oranını 25 baz puan arttırdığında, resmi işsizlik oranının % 5 düzeyinde olduğunu ve bu rakamın bazı FOMC üyeleri tarafından « tam istihdam » durumu olarak kabul edildiğini hatırlatmamızda yarar var.

Öte yandan, bugün artık Janet Yellen yönetimindeki merkez bankasının hata yaptığını biliyoruz. Son veriler kuşkuya yer bırakmıyor: yeni bir resesyonun habercisi rüzgarlar çok tehditkar [5]. Geçtiğimiz Mayıs ayında, tarım dışı istihdamda, 2010 yılından beri en düşüğü olan, sadece 38 000 kişilik bir artış yaşandı. Bunun dışında, Mart ve Nisan ayı verileri de düşük geldi; işverenler öngörülenden 59 000 daha az kişiyi işe aldı [6].

Durum böyle olunca, koşut olarak işgücüne katılım oranı % 62,6’ya düşerken, işsizlik oranı % 4,7’ye düştüğünde FOMC’nin hiçbir üyesi kutlamada bulunmadı: binlerce kişi fırsat yokluğu karşısında iş aramaktan vazgeçti [7]. Gerçek şu ki resmi işsizlik oranının gerisinde kitlesel bir eksik istihdam gizleniyor; eğer ek olarak yarı zamanlı işlerde çalışanlar ve yakın zamanda istihdam piyasasından ayrılanlar gibi iki kategoriyi de hesaba katarsak rakamlar tamamen değişir. İşsizliğin ölçülmesinde alternatif yöntemler de var. Bu iki kategoriyi dikkate alan U-6 yöntemiyle hesapladığımızda, işsizlik oranı % 9,7’ye yükseliyor, yani resmi işsizlik oranının iki misline çıkıyor [8].

ABD ekonomisindeki oynaklık, birikimlere verilen faizin çok düşük ya da en azından kitlesel istihdama yol açabilecek ve dolayısıyla da uzun vadeli bir toparlanma sürecini başlatabilecek yeni üretim birimlerinin yaratımı için yetersiz olmasından dolayı özellikle şirket yatırımlarının aşırı zayıf olmasına bağlıdır. ABD’li yatırımcıların, sadece yatırım yapmakta değil ama ücretleri de arttırmada kararsız oldukları durumlar yaşanabiliyor ki bu da enflasyonun önemli oranda artışının desteklenmesini engelliyor: Tüketici fiyatları endeksi (TÜFE ya da İngilizce kısaltmasıyla CPI) geçen ay, yıllık olarak sadece % 1,1 oranında arttı.

ABD’nin Conference Board’nın –dünya çapında rekabet ortamını denetlemekle görevli kurum- , ABD ekonomisinin bu yıl otuz yıldan beri ilk kez verimlilik düzeyinde daralma yaşayacağı yönündeki açıklamasıyla birlikte, dinamik ekonomi imajı daha da çok uzaklaşıyor [9]. Teknolojik gelişme yokluğunda, ABD’deki verimlik % 0,2 oranında düşecek. « Geçen yıl, bir verimlilik krizine girdiğimiz izlenimine kapıldığımızı sanıyorduk, şimdi bunun tam da ortasındayız » diyor, prestijli araştırma merkezinin baş ekonomisti Bart van Ark.

Bununla birlikte geleneksel medyalar, FED’in alarm sinyallerinin ABD topraklarının dışından geldiğini düşündüğü görüşünü yaymakta ısrar ediyorlar. Başlangıçta, bize Çin’deki ekonomik yavaşlamanın dünya için başlıca tehlikelerden birini oluşturduğu söyleniyordu, daha yakın zamanda ise bizi Birleşik Krallığın Avrupa’dan ayrılma kararı alması –şu ünlü Brexit olayı- durumunda yaşanacak güçlü mali sarsıntılara karşı uyardılar.

ABD’nin dünya ekonomisi için oluşturduğu çok büyük tehlikeyle ilgili araştırma yapmayı çok az kişi göze alabildi: Avrupa kıtasının en büyük yatırım bankası Deutsche Bank’ın tahminlerine göre, ABD’nin önümüzdeki on iki ay içerisinde resesyona girme olasılığı artık % 55 [10]. Haber makyajına karşın, tüm veriler, er ya da geç –ve hatta geçten daha çok erken- olarak dramatik ekonomik gerçeklik kendini zorla kabul ettirecek.

Çeviri
Osman Soysal
Kaynak
Russia Today (Russie)

[1] «Yellen espera subir las tasas, pero no será una decisión automática», Michael S. Derby, The Wall Street Journal, 15 Haziran 2016.

[2] «US: Economic projections», US Federal Reserve Bank, Haziran 2016.

[3] «US: Economic projections», US Federal Reserve Bank, Aralık 2015.

[4] «La deflación es la peor pesadilla para Estados Unidos», por Ariel Noyola Rodríguez, Russia Today (Rusia) , Red Voltaire , 20 Eylül 2015.

[5] “ABD’de yeni bir durgunluğun ayak sesleri”, yazan Ariel Noyola Rodríguez, Tercüme Osman Soysal, Russia Today (Russie) , Voltaire İletişim Ağı , 1. Nisan 2016.

[6] «America’s economy: When barometers go wrong», The Economist, 11 Haziran 2016.

[7] «Labor Force Statistics from the Current Population Survey», US Bureau Labour Statistics.

[8] «Table A-15. Alternative measures of labor underutilization», US Bureau of Labor Statistics.

[9] «US productivity slips for first time in three decades», Sam Fleming and Chris Giles, Financial Times, 25 Mayıs 2016.

[10] «U.S. Recession Odds Climb to 55% as Yield Curve Flattens: Chart», Mathew Boesler, Bloomberg, 14 Haziran 2016.