JPEG - 29 kb

Covid-19 salgınının doğal mı olduğu yoksa insan eliyle mi yaratıldığı tartışmalarını bir yana koyarsak, salgın bir ulusötesi gruba siyasi projesini tartışılmadan ve hatta sunumu yapılmadan ansızın dayatma fırsatı sunmaktadır.

Birkaç hafta içinde, sözde demokratik devletlerin temel özgürlükleri askıya aldıklarına tanık olduk: para ya da hapis cezasıyla evlerden çıkmayı, mitinglere katılmayı ve gösteri yapmayı yasaklamak. 16 yaşından küçük çocuklar için zorunlu eğitim geçici olarak kaldırılmıştır. Milyonlarca işçi işlerinden mahrum bırakıldı ve otomatik olarak işsiz kaldı. Yüz binlerce işletme buyrukla kapanmaya zorlandı ve artık yeniden açılamayacak duruma getirildi.

Hazırlıksız olan hükümetler, işletmeleri evden çalışmaya teşvik etti. İnternet üzerinden yapılan tüm iletişim derhal Echelon sistemi tarafından kayda alındı. Bu, « Beş Göz »ün (Avustralya/Kanada/Yeni Zelanda/Birleşik Krallık/ABD) arşivlerinde hemen hemen tüm Avrupalı sanayicilerin sırlarını ortaya çıkarma araçlarına sahip olduğu anlamına gelmektedir. Bunun için, artık çok geçtir.

Toplumların dönüşümlerinin hiçbirinin tıbbi gerekçesi yoktur. Dünyadaki hiçbir epidemiyoloji kitabı, bir salgınla mücadele için « zorunlu genelleştirilmiş tecridi » tartışmamış ve hiçbir zaman öğütlememiştir.

Avrupa Birliği üyesi devletlerin siyasi liderleri, ülkelerinde bir insan kırımı yaşanacağını duyuran çılgın matematiksel öngörülerle felce uğratıldı [1]. Ardından, üyeleriyle Davos Ekonomik Forumu’nda ve Münih Güvenlik Konferansları’nda tanıştıkları güçlü bir baskı grubunun hazır çözümleri ile teskin edildiler [2].

« Zorunlu genelleştirilmiş tecrit » bundan on beş yıl önce Bush yönetimi içerisinde bir halk sağlığı aracı olarak değil, bir biyolojik terör saldırısı sırasında Amerikan toplumunu militarize etmek için düşünülmüştü. Ve bugün de Avrupa’da uyguladığı aynı projedir.

Yirmi yıldan fazla bir süre önce ilaç laboratuvarı Gilead Science’ın patronu Donald Rumsfeld etrafında tasarlanan ilk plan, ABD’yi ekonominin küresel finansallaşmasına uyarlamayı öngörüyordu. Herkesin görevlerini coğrafi olarak belirleyerek gezegenin yeniden örgütlenmesi söz konusuydu. Henüz küresel ekonomiyle bütünleşmeyen bölgeler devletten yoksun bırakılmalı ve sadece hammadde depoları haline gelmelidir; gelişmiş bölgeler (Avrupa Birliği, Rusya ve Çin’in de arasında yer aldığı) ise üretimden sorumlu olacaktır ve dünyanın silah sanayisini ve polisliliğini tek başına ABD üstlenecektir.

Bunu yapmak için, bir düşünce kuruluşu olan American Enterprise İnstitute bünyesinde, « Yeni Bir Amerikan Yüzyılı Projesi » adında bir grup oluşturuldu. Bu grup, programının bir kısmını ana hatlarıyla açıkladı, ama sadece bir kısmını; büyük bağışçıları George W.Bush’un seçim kampanyasını desteklemeye ikna etmeyi amaçlayan bölümdür bu. 11 Eylül günü sabah saat 10.00’da New York’taki World Trade Center’a iki uçak çarpınca, mevcut durum metinlerin öngördüğüyle hiç örtüşmese de « süreklilik hükümeti » (CoG) programı ilan edildi. Başkan Bush bir askeri üsse götürüldü. Kongre üyeleri, ekipleriyle birlikte Washington’a 40 kilometre uzaktaki büyük bir sığınağa götürüldü. Ve Rumsfeld’in da yer aldığı çok gizli Süreklilik Hükümeti gün sonuna kadar iktidarı elinde tuttu.

O gün yaşanan duygusal şoktan yararlanan bu grup, çok daha önceden yazılan büyük hacimli bir Terörle Mücadele Kanunu olan USA Patriot Act’ın onaylanmasını sağladı; Anayurt Güvenliği (Homeland Security) Bakanlığı adlı geniş kapsamlı bir iç gözetim sistemi oluşturdu; küresel işbölümüne göre silahlı kuvvetlerin misyonunu yeniden yönlendirdi (Cebrowski Doktrini); ve « Bitmeyen Savaş »ı başlattı. İşte yirmi yıldan beri şekillendirdikleri bu dünyada bir kabusun içindeymiş gibi evrimleşmekteyiz.

Dikkatli olmazsak, Dr. Richard Hatchett’in görünür unsuru olduğu mevcut grup bu programı Amerika Birleşik Devletleri’nden Avrupa Birliği’ne aktaracaktır. Zaman içerisinde bağlantılarımızı izlemek için bir cep telefonu izleme uygulaması dayatacaktır; üretim gücünü silah sanayilerine aktarmak için bazı ekonomileri mahvedecektir; ve son olarak bizi Çin’in salgından sorumlu olduğuna ve kontrol altına alınması (Containment) gerektiğine ikna edecektir.

Dikkatli olmazsak, beyin ölümünün gerçekleştiğini düşündüğümüz NATO yeniden düzenlenecektir. Ticaret için Avustralya’nın da üyeliğiyle Pasifik’e kadar uzanacaktır [3].

Dikkatli olmazsak, okulun yerini ev öğretimi alacaktır. Çocuklarımız eleştirel düşünmeden yoksun, her şeye aşina ama hiçbir şey bilmeyen birer papağan olacaktır.

AB’deki Avrupalılar için hazırlanan yeni dünyada, ana akım medya artık petrol endüstrisi tarafından değil, Big Pharma tarafından finanse edilecektir. Bizi, alınan tüm önlemlerin doğru olduğuna ikna edeceklerdir. Arama motorları, mantıklarının kalitesine göre değil, makalelerine imza atanların unvanlarına göre uyumlu olmayan medyaların güvenilirliğine not vereceklerdir.

Tepki göstermek için hala çok geç kalmış değiliz.

Çeviri
Osman Soysal

[1] “Covid-19: Neil Ferguson, liberal Lyssenko”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 19 Nisan 2020.

[2] “Covid-19 ve Kızıl Şafak”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 28 Nisan 2020.

[3] “NATO, Atlantik-Pasifik İttifakına dönüşmek istiyor”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 10 Aralık 2019.