JPEG - 66.7 kb
Fransa Yüksek Öğrenim Bakanı Frédérique Vidal, üniversitelerde İslami goşizmin sosyolojisi üzerine bir rapor sipariş etti.

16. ve 17. yüzyıllarda Avrupalılar, herkes tarafından görülebilen « kamusal alanı » daha mahrem olan « özel alan »dan ayırdılar. Ancak 18. yüzyılda Fransız Devrimi bu iki ifadenin farklı bir tanımını yaptı: « özel alan » iş, aile ve dinin alanı, « kamusal alan » ise siyaset ve milletin alanı oldu. Siyasi militanlar bağlılıklarının gücünü dinlerde bulabilseler de, belirli dinleri desteklemeleri artık tutarsız görünmektedir.

Ancak bu bakış açısı, bundan böyle bazı şahsiyetlerin ve siyasi grupların « İslamcı » hareketlere verdiği destekle baltalanmaktadır. İslamcılık derken, İslam diniyle ilgili herhangi bir şeyi değil, bu dine araç olan bir siyasi ideolojiyi kastediyorum. Muhammed aynı zamanda bir peygamber, bir siyasi lider ve bir askeri lider olduğu için, mirasının kötüye kullanılması kolaydır.

JPEG - 35.6 kb
Ruhullah Humeyni, 1938’de Kahire’de Hasan el-Benna ile görüştü. İki adam karşılıklı bir saldırmazlık anlaşması yaptı ve Orta Doğu’yu ikiye bölerek aralarında paylaştılar.

Siyasal İslam

Uygulamada siyasal İslam, İslam dinine dayanarak kalabalıkları harekete geçirmekten ibarettir. Bu, bu dini nasıl anladığınıza bağlı olarak, çok farklı yollarla ve birbirine karşıt hedeflerle yapılabilir. Siyaset yapmak için dini savları kullanmak, hızla fanatizme dönüşebilecek sınırsız bir fedakarlık duygusu yaratma imkanı tanır. Duygulara muhakemeden daha çok değer veren Arapça dili, muhtemelen Arapları bu tür bir bağlanmaya diğerlerinden çok daha açık hale getirmektedir.

20. yüzyılda İngilizler, El-Ezher müftüsünden Sudan’daki Mehdi tarikatına karşı koymak için Kuran’ın benzersiz bir sürümünü belirlemesini istedi. O zamana kadar yaklaşık kırk farklı sürüm mevcuttu. Aynı şekilde Hasan el-Benna’dan, Mısır’daki iktidar üzerinde bir baskı aracına sahip olmak için İngiltere Birleşik Büyük Locası örneğinden hareketle Müslüman Kardeşler Cemaati adlı bir gizli topluluk kurma talebinde bulundular. Soğuk Savaş sırasında CİA, cihadın teorisini üretmeleri için ajanları Seyyid Kutub ve Said Ramazan’ı bu gizli Sünni topluluğun bünyesine yerleştirdi.

Diğer çağdaş siyasal İslam okulları önce Rus ve Çin İmparatorluklarına karşı sufilik içerisinde ve ardından Ruhullah Humeyni ile birlikte İngiliz İmparatorluğu’na karşı Şiilik içerisinde gelişti. Sufi okulu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan etrafında Müslüman Kardeşler Cemaati ile ittifak yapmışsa da, Şii okulu tersine onlarla karşılıklı birbirilerinin işine müdahalede bulunmama anlaşması yapmıştır. Bu arada Bosna-Hersek’teki savaş sırasında her ikisi de Ruslara karşı ve NATO emri altında birlikte savaştı. O zamanlar aynı ideolojiyi paylaştıklarını sanıyorlardı, ancak bugün bunun eskiden de bugün de böyle olmadığına inanmaktadırlar.

Fransızlar, sol görüşlü düşünürlerin İslamcılığa verdiği desteği, Ayetullah Humeyni’nin Paris bölgesinde sürgüne gönderildiği döneme kadar dayandırmaktadır (1978-9). O dönem Jean-Paul Sartre ve Michel Foucault onunla tanışmış ve destek vermişlerdi. Zbigniew Brzeziński (Başkan Jimmy Carter’ın ulusal güvenlik danışmanı) yanılarak onu yüzeysel bulurken, onlar Batı emperyalizmine karşı mücadelesini iyi kavramışlardı.

Ancak bugün sözünü ettiğimiz şey tamamen farklı niteliktedir: Sol görüşlü düşünürler, Müslümanlara, 19. yüzyılın proletaryasına olduğu gibi, bir bütün olarak aynı halkın öncüsü olma işlevini atfetmektedirler. Bu tamamen saçmalıktır. Aslında:
- Müslümanlar tüm sosyal sınıflara mensuptur;
- İslam, en dizginsiz kapitalizmle bile tamamen uyumludur.

Gerçekte, Sünni veya Şii olmasına bağlı olarak Müslümanları farklı şekilde kavramaktadırlar. Onlara göre birincisi ilerici, ikincisi ise gericidir. Mısır’da ABD yanlısı Müslüman Kardeş Muhammed Mursi’yi desteklerken, İran’da milliyetçi Mahmud Ahmedinejad’ı kınamaktadırlar. Oysa Cumhurbaşkanı Mursi yoksulların yaşam koşullarını hiçbir zaman iyileştirmeye çalışmazken, Cumhurbaşkanı Ahmedinejad görev süresinin sonuna kadar bunu başarılı bir şekilde yaptı. Aynı şekilde, Muhammed Mursi ancak seçim kurulu hakimlerini ve onların ailelerini ölümle tehdit ederek cumhurbaşkanı olabilirken [1], Mahmud Ahmedinejad seçimleri tamamen demokratik bir şekilde kazanmıştır. İslamcı goşistlerin destekledikleri insanları yurtiçindeki eylemleriyle değil, dış politikalarıyla belirlediği aşikardır. ABD yanlısı siyasi İslam’ı desteklemektedirler ve anti-emperyalist siyasi İslam’ı kınamaktadırlar.

İslami goşizm, Tunus dışında sadece Batı ülkelerinde vardır. Sürgündeki muhalif Munsif Marzuki, Müslüman Kardeşler Cemaati’ni destekler ve Arap Baharında Cumhuriyetin ilk cumhurbaşkanı olur. Ennahda’daki Kardeşler için paravan görevini üstlenir ve 2014 cumhurbaşkanlığı seçimlerinde iktidardan uzaklaştırılır.

JPEG - 25.9 kb
Bolşevik devrimci Leon Troçki (1879-1940), Rusya’ya karşı İngiliz çıkarlarına hizmet etti. Onu SSCB’den sınır dışı eden ve Mexico City’de suikast düzenleyen Stalin ile anlaşmazlığa düştü. Taraftarlarından bazıları, onun eserini Amerika Birleşik Devletleri’nin hizmetine girerek sürdürmekte tereddüt etmedi.

NED’in stratejisi: bazı Troçkistlerin bazı İslamcılarla ittifakı

Solcu şahsiyetlerin Müslüman Kardeşler Cemaati ve Nakşibendi tarikatına desteği, 1983’ten itibaren Soğuk Savaş’ın bir parçası olarak National Endowment for Democracy (NED) tarafından örgütlendi. Başkan Ronald Reagan, SSCB’ye karşı savaşmak üzere bir grup Yahudi ve New York Troçkistini kendi saflarına kattı. İngiliz yanlısı Troçki [2] ve Stalin’i karşı karşıya getiren anlaşmazlık nedeniyle, Troçki taraftarları « Beş Göz »ün (Avustralya, Kanada, Amerika Birleşik Devletleri, Yeni Zelanda, Birleşik Krallık) gizli servislerine katıldılar. Özellikle de NED’i kurdular. CİA çevresinde gelişen skandallar bağlamında, operasyonlarının bir kısmını yasal yolla gerçekleştirmeyi öngördüler. Mücadelelerine katılmaları için dünyanın her yerinden, özellikle de dönemin iki harekat sahnesinde, yani Afganistan ve Lübnan’da, Troçkist şahsiyetleri devşirdiler.

NED, Afganistan’daki Sovyet karşıtı savaşı için « french doctor » (Fransız doktor) Bernard Kouchner’ı işe alır. Kouchner, Troçkistlere yönelik tasfiye sırasında bu örgütten ayrılan Komünist Öğrenciler Birliği’nin eski üyesiydi. Genç adam, Afgan anti-komünistleri ve Pakistan’daki Arap mücahit Usame bin Ladin’i tedavi edecektir. O dönemde bunlar Batı’da « özgürlük savaşçıları » olarak alkışlanmaktaydı.

Aynı dönemde Lübnan iç savaşı sırasında NED adam devşirmekte zorlanır. Sonunda Suriye Komünist Partisi’nden ayrılan Riyad El-Türk, Georges Sabra ve Michel Kilo’da karar kılar. Üç adam, Müslüman Kardeşler’i yeni bir proletarya ile özdeşleştiren ve Ortadoğu’ya ABD askeri müdahalesi çağrısında bulunan bir manifestoya imza atar. Suriye için bu, Müslüman Kardeşler’in Hama’daki darbesine verilen açık bir destektir. Devlet Başkanı Hafız Esad, bu nedenle, bu metne attıkları imzayı geri çekene kadar onları tutuklayarak hapse attırdı.

Bosna-Hersek’teki savaş, NED’in denemeci Bernard-Henri Lévy’yi işe alması için bir fırsat olacaktır. Cumhurbaşkanı Aliya İzzetbegović’in medya danışmanı olacaktır. İzzetbegoviç aynı zamanda neokon Richard Perle’yi siyasi danışman ve Usame bin Ladin’i ise askeri danışman olarak görevlendirecektir.

Soğuk Savaş bağlamında, yukarıda adı geçen tüm şahsiyetler muhtemelen içtenlikle en iyisini yaptıklarına inanıyorlardı. Ancak bir kez SSCB dağıldıktan sonra, bazıları bu mide bulandırıcı yolda yolculuklarına devam ettiler.

Böylece Riyad El-Türk, Georges Sabra ve Michel Kilo, Suriye’deki olaylar sırasında Pentagon’un sözcüsü oldular. Komünist geçmişleri adına, Avrupa solunu bunun bir iç savaş olduğuna ve uluslararası cihatçıların saldırısı olmadığına ikna ettiler. Hatta onları El Nusra Cephesinin (El Kaide’nin Suriye kolu) devrimci bir Suriye örgütü olduğuna inandırmayı dahi başardılar.

Ya da yine Guantanamo için özür dileyen Bernard-Henri Lévy, Libyalı cihatçıların sözcüsü oldu. 19. yüzyılın Fransız ütopik sosyalistlerinden esinlenen bir rejim olan Libya Arap Cemahiriyesini bir diktatörlük olarak sundu. NATO’nun Trablus’u bombalamasını ve El Kaide’nin tarihi liderlerinden Abdülhakim Belhac’ın Trablus’un askeri valisi olarak atanmasını destekledi. Son olarak, Belhac’ın Paris’teki Fransız Dışişleri Bakanlığı’nda resmi olarak kabul edilmesine bile yardım etti.

JPEG - 62.6 kb
Müslüman Kardeşler Cemaati’ne yakın bir dernek olan Fransa’daki İslamofobi Karşıtı Kolektif, Fransız hükümetinin yasaklamasından hemen önce 2020’de feshedildi. Önde gelen sol liderler bu kolektifin protesto gösterilerine katıldı.

İslami goşizmin teorileştirilmesi

İslami goşizm öncelikli olarak Batılı gizli servislerin bir uygulaması olmakla birlikte, 1994’te Chris Harman tarafından bir siyasi teori haline getirildi. Bu İngiliz Troçkist düşünür, Socialist Workers Party’nin (Sosyalist İşçi Partisi) militanıdır. 1994’te Socialism International’da « The prophet and the proletariat » (Peygamber ve proletarya) başlıklı bir makale yayınladı. Makalede Müslümanların ne faşist ne de ilerici olmadıklarını, ama proletaryayı oluşturduklarını ortaya koymaya çalıştı.

Claude Harman gibi Reagan’ın Troçkistlerinin tümü, Ygael Gluckstein’ın (namı diğer «Tony Cliff ») « komünist » olarak adlandırılan tüm devletlerin (Çin, Kuzey Kore, Küba) aslında Stalinist olduklarını öne süren « saptırılan kesintisiz devrim » teorisine dört elle sarıldılar. Bu bakış açısı, aynı zamanda hem dünya devrimi için mücadele etmelerine, hem de ABD’nin düşmanlarını kınamalarına izin vermektedir. Bunlar Dördüncü Enternasyonal’den dışlandılar. Dolayısıyla tüm Troçkistleri türevleriyle bir tutmak söz konusu değildir.

Bu unsurlar göz önünde bulundurulduğunda, İslami goşizm, Avrupa’daki Müslüman göçmenlerin oylarını almak için yapılan bir yarıştan çok, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından bu yana değerlerin tersine dönmesiyle açıklanabilir. Komünist Partinin ortadan kalkması, alanı Atlantikçi sola bıraktı. Bu sol, ABD’li müttefiklerinin ideolojik yönünü kendiliğinden tercih etti. Sünni siyasal İslam’ın araçsallaştırılması de dahil olmak üzere, tuzaklarına katılacak kadar onunla özdeşleşti.

Artık gizli servislerin mantığı, ideolojilerinki gibi, ABD püritenciliğinin uyanışı (woke) tarafından altüst edilmektedir. Bunlar, Müslüman Kardeşler’de onları canlı tutan aynı Saflık arayışını bulmaktadırlar. Şeyh Abdullah Bin Bayyah’ın Cemaatin resmi delegesi olarak davet edildiği Ulusal Güvenlik Konseyi’nin 13 Haziran 2013’teki toplantısına Biden yönetiminden çok sayıda kişi katıldı. Dolayısıyla, her ne kadar Batılılar tüm El Kaide ve IŞİD liderlerinin Müslüman Kardeşler Cemaati üyesi olduğunu ya da eskiden olduklarını özümlemeseler de, zaman içerisinde İslami goşizm’in siyasi partilerin bir parçası haline gelme tehlikesi vardır.

Çeviri
Osman Soysal

[1] “Mısır Cumhurbaşkanlığı Seçim Kurulu, Müslüman Kardeşler’in şantajına boyun eğiyor”, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 26 Nisan 2016.

[2] Troçki’nin Kraliyet ajanı olduğu hiçbir zaman kanıtlanamadı, ancak sekreterinin bir İngiliz ajanı olduğu ortaya kondu. Öte yandan Leon Troçki, Birleşik Krallık’ı mutlu etmek için neredeyse tüm subaylarını öldürttüğü Rus Donanması’nı başsız bıraktı.