«İslam Emirliğinin» Suriye’deki Çin vatandaşlığı olan cihatçıları

Irak-Şam İslam Devleti (IŞİD) organizasyonu pekte anlayışlı olduğu anlaşılan dünya medya kuruluşları üzerinden batılı bir ülke vatandaşı, üçüncü bir kişinin başı kesilerek infaz edilmesi görüntülerini yayarken, diğer yandan dünya siyaseti gidişatına yönelik başka bir alarm sireni çalıyor: “İslam Emirliği” organizasyonu, Irak ve Suriye coğrafyalarına yayıldıktan sonra, şimdi de Güneydoğu Asya topraklarına girmeye çalışıyor. Ana kuruluş tarafından operasyon faaliyetlerine faydalı gördüğü “istihbarat bilgilerini” yaymak üzere kullanılan CIA’nın Virginia’daki “yan kuruluş tesisi” olup, “terörizm faaliyetlerine, siyasal şiddet ve sosyal ayaklanma olaylarına karşı mücadele amacıyla çokuluslu şirketlere” gerekli bilgileri veren Muir Analytics kuruluşu böyle diyor.

Bu alan, CIA’nın katı deneyimleri olan bir alandır. ABD’nin 39.Başkanı Jimmy Carter (1977-1981) ve 40.Başkanı Ronald Reagan (1981-1989) yönetim dönemlerinde, Afganistan’daki Sovyet güçleriyle savaşmak amacıyla, Pakistan gizli servisleri üzerinden yaklaşık olarak 100.000 mücahitten oluşan bir savaşçı gurubuna finansman sağlayıp, eğitim vermişti. Suudi bir zengin olup, büyük finansman gücü ve binlerce savaşçı ile Afganistan’a giden Usame Bin Ladin’in katıldığı operasyonlar 1980’de gerçekleşmişti. 1989’da başlayan savaş, Sovyet birliklerinin çekilmesi ve Kabul’ün mücahit güçleri tarafından 1992’de işgal edilmesiyle sona erdi. Washington yönetiminin zımnen onay vererek Afganistan’daki yönetimi ele geçirmek amacıyla Pakistan’da eğitim verildiği, endoktrine edildiği Taliban organizasyonlarının ortaya çıktığı yıl olan 1994’te Afganistan’daki savaşçı gruplar daha kendi aralarında çatışma halindeydi. ABD Ulusal Güvenlik eski danışmanı Zbigniev Brzezinski’nin 1989’da Le Nouvel Observateur adlı Fransız haber dergisine verdiği bir demecinde Başkan Jimmy Carter’ın, “Rusları Afganistan tuzağına çekmek” üzere Sovyetlerin Afganistan’ı işgalinden önce Afgan mücahitlerinden oluşan bir grubu oluşturmak için direktif imzaladığını açıklamıştı. Söyleşi sırasında, bu konudan dolayı üzüntü duyup, duymadığı sorulduğunda Brzezinski, “dünya tarihi açısında önem arz eden konu hangisiydi, dersiniz? Talibanlar mı? Yoksa Sovyetler Birliği İmparatorluğunun çöküşü mü? [1].

Gelecek bir zamanda Obama’nın da eski güvenlik danışmanı birinin söyleyeceklerinden de aşılacak bir şey olmayacak. Şimdilerde deneyimlemekte olduğumuz olaylar gibi, her şey mecrasında akmaya devan ediyor; ilk hedefi Suriye’nin tamamen yıkılmasına yönelik stratejinin uygulamaya konulabilmesi için, sürdürmek istediği savaş alanında, sosyal bir tabana dayalı “verimli sonuç elde etmek üzere” “İslam Emirliği” organizasyonunun doğuşunu teşvik eden ABD olduğunu unutmayalım. Suriye’nin yıkılması projesi, Şam’ın nükleer silahlardan arındırılması, Moskova ve Pekin’e yaklaşarak Washington’dan uzaklaşan Irak’ın yeniden işgali karşılığında, Rusya’nın arabuluculuğu sonucunda şimdilik engellendi. “İslam Emirliği” ve “ılımlı isyancı” güçler arasında Suriye’de saldırmazlık anlaşması bu stratejinin gereğidir.

Senatör John McCain Mayıs 2013’te Özgür Suriye Ordusu Genelkurmay Başkanıyla görüşmek üzere yasadışı yollardan Suriye’ye gitmişti. Senatörün, ABD güçlerinin ve NATO’nun resmi olarak Abu Dua adıyla ve aradığı Ebu Yusuf ile görüşme yapıyor. Özgür Suriye Ordusu komutanı (ılımlı) aynı anda ve ayna zamanda “İslam Emirliği” komutanı. Bu gün artık “Halife İbrahim” adıyla anılıyor.

Bu bağlamda, “İslam Emirliği” organizasyonunun Filipinlere, Endonezya’ya, Malezya’ya ve Çin’e yakın diğer bazı bölge ülkelerine girme çabası konusunda ortaya çıkan alarm hali, bu çabanın gerçekleşmesine yönelik kolaylık sağlayan bir topluluk olan “İslam Emirliği” üzerinde CIA tarafından işletilen, ABD ve bölgedeki müttefiklerinin Asya’da/Pasifiklerde askeri güç yığınağı yapmak üzere, zaten uygulanmakta olan bir stratejinin olduğunu doğruluyor. Pentagon’un 2001’de ön aldığı bu bölgede, “ABD çıkarları için önem arz eden bir bölgenin istikrarını tehdit edecek düzeyde bir kapasiteye sahip olağanüstü kaynak tabanı ile askeri bir rakip güç olarak Çin’in yükselme ihtimali var”.

Kehanet kanıtlanıyor, ama bir farkla. Çin’in durumuyla ilgili olarak bugün Washington’da kaygı yaşanıyor. İhmal edilmeye gelmeyecek düzeyde, yalnızca askeri güç olmasından dolayı değil de, özellikle ekonomik güç olmasından dolayı. ABD menşeli çok uluslu şirketler ürünlerini Çin’de imal ederlerken, bu ülkenin ekonomik olarak güçlenmesine de katkıda bulunuyorlar. Batının Moskova’ya karşı uyguladığı yaptırımları hükümsüz kılma özelliğine sahip olup, Çin’in önemli oranda petrol ürünleri sağlayıcı ülke olan İran ve Rusya ile bir dizi ekonomik anlaşma yapılması nedeniyle Çin yönetimi gittikçe daha fazla oranda ABD yönetimini kaygılandırıyor. Çin ve İran yönetimlerinin ticari faaliyetlerinde dolar para birimini kullanmama konusunda Rusya projesine yatkın oldukları yönünde işaretler var. Doların bölgede kullanımdan kaldırılması projesi ABD hegemonyasına ölümcül bir darbe indirilmiş olacak.

Bu nedenle, New York Times gazetesinde yer aldığı şekliyle, Başkan Obama tarafından açıklanan prensiplere dayalı strateji gereği, “Amerikan gücü ekonomik çıkarlarını gözetmek zorunda.” İtalya’nın, “İslam Emirliği” organizasyonuna karşı, ABD güdümünde kurulan uluslararası koalisyona katılarak, gözetleyeceği ABD çıkarları.

Çeviri
Nizamettin Karabenk
Kaynak
Il Manifesto (İtalya)

[1« Brzezinski : "Oui, la CIA est entrée en Afghanistan avant les Russes …" », par Zbigniew Brzezinski, Nouvel Observateur (France), Réseau Voltaire, 15 janvier 1998.