JPEG - 44.3 kb

SWIFT (Society for Worldwide Interbank Financial Telecommunication- Dünya çapında Bankalar arası Finansal Telekomünikasyon Topluluğu) kısaltması bir kez daha küresel medyanın manşetlerine oturmuştur. Uzmanlar genellikle SWIFT’i, ödeme işlemlerine ilişkin bilgiyi ileten uluslararası, bankalar arası bir ağ olarak tanımlamaktadır.

SWIFT’siz küreselleşme imkansız olurdu

Şirket 1973’te kuruldu. O dönemde Bretton Woods’da 1944’te kurulmuş olan savaş sonrası para sistemi neredeyse çökmüştü. Diğer para birimleri gibi dolar da altından ayrılmıştı ve ABD Federal Rezerv Sistemi ve başka Batılı merkez bankalarındaki matbaalar harıl harıl çalışıyordu. Uluslararası ödemeler hızla artmıştı. Ödeme işlemleriyle ilgili geleneksel veri paylaşımı sistemi (teleks, telgraf ve telefon) artan işlem yüküyle başa çıkamıyordu.

Bilgi paylaşımı için kullanılan yalıtılmış kanalları merkezi hale getirilmek amacıyla son teknolojiden yararlanmak gerekliydi. 15 ülkeden iki yüz otuz dokuz banka, bu sorunu çözmeye odaklı bir topluluk kurmak için birlikte çalıştı. SWIFT, Avrupa Hukuku uyarınca kurulan, merkez ofisi Brüksel’de bulunan bir kooperatif şirkettir. Günümüzde 200’den fazla ülkeden, 9 bin 600 banka da dahil olmak üzere yaklaşık 11 bin kuruluş, SWIFT üyesidir. Her yıl 2,5 milyar ödeme talimatı, her gün milyarlarca dolarlık işlem SWIFT ağı üzerinden iletilmektedir.

Hızı, düşük maliyeti ve güvenilir veri koruma özelliği SWIFT’in avantajlarıdır. Sonuç olarak bugün, dünyadaki uluslararası işlem ve ödemelerin büyük kısmı SWIFT sistemi üzerinden yapılmaktadır. Tarafların aynı yargı yetkisine sahip olması durumunda bile ödemeler de bu ağ üzerinden tahsil edilmektedir. Sistem, ABD ve Avrupa Birliği’nin banka sistemleri tarafından idare edilmesi beklenen dolar ve avro ödemelerini de kapsamaktadır. 21. Yüzyıl boyunca SWIFT sistemi, paranın tüm küresel ekonomiyi baştanbaşa dolaşmasını sağlamaya başlamıştır. 1970’lerde başlayan ekonomik ve mali küreselleşme SWIFT’siz imkansız olurdu.

Bangladeş Merkez Bankası’nı hedef alan saldırı skandalı

SWIFT sistemi sık sık veritabanlarına girmeye ve şirkete üye bankaların hesaplarından para aktarmaya çalışan bilgisayar korsanlarının saldırılarının hedefi olmuştur. Son birkaç günde bile bazı güvenlik ihlali girişimleri belgelenmiştir.

Mart ayının başlarında, Bangladeş Merkez Bankası, döviz rezervlerinden 81 milyon doların kaybolduğunu bildirmişti [1]. Bu para, SWIFT ve merkez bankasının IT (bilgisayar teknolojileri) servisleri tarafından fark edilmeden kaybolmuştu.

Yapılan soruşturma, merkez bankasının ödeme operasyonlarının yönlendirilmesinde kullanılan donanım ve yazılımın yetersiz olduğunu ortaya koymuştur. Siber saldırganlar ise ileri teknik becerilere sahip olmak zorunda kaldı. Saldırganlar, hırsızlıkların hemen gün yüzüne çıkmasını beklemiyorlardı ve çaldıklarının güvenli bir yere gönderilmesi ya da kara para aklamak için zamanları olacağını sanıyorlardı.

Bangladeş Merkez Bankası’nı hedef alan saldırı ustalıkla planlanmıştı ve bu banka içinden birilerinin çalışmalarıyla yakın benzerlik gösteriyordu. Genel kural olarak, içeriden bir kişi, kuruluşun dışından düzenlenen bir korsanlık operasyonunun yapılmasını ya da önlenmesini sağlayabilmektedir. O halde, şöyle bir soru akla gelmektedir: Brüksel’deki SWIFT genel merkezlerinde böyle muhbirler mi var?

SWIFT: son yıllardan yüksek profilli skandallar

Şirket, geçmişte skandallarla sarsıldı. 11 Eylül 2001’den sonra, ABD Hazine Bakanlığı Mali İstihbarat Dairesi, SWIFT’in bilgi ağına erişim elde etti [2]. Ancak SWIFT’in veri merkezlerinin yöneticileri bu şirket ve güvenlik ajansları arasındaki işbirliğini üyelerinin dikkatine sunmadı. Yalnızca belirli bir kesim Amerikan ‘’terörist izleme’’ programından haberdardı. Söz konusu bilgi 2006’ya kadar gizli kaldı.

2012’de SWIFT bir kez daha manşetlere taşındı. O dönemde Washington, İran bankalarının SWIFT ağından çıkarılması için şirkete büyük baskı yapıyordu [3]. Elbette, sürekli ‘’politikadan uzak kaldığını’’ belirten bir şirket, bu önlem karşısında rahatsız oldu. Sadece bir bankanın bile ağdan çıkarılması sisteme güvensizliğe yol açabilecek, reytingi azaltabilecek ve diğer SWIFT üyelerini yedek plan yapmaya sevk edebilecekti. Ancak Washington bu savaşı kazandı ve 14 İran bankası SWIFT’ten çıkarıldı.

Ancak gün geldi devran döndü. İran SWIFT olmadan kendini idare etmeyi başardı ve uluslararası ödeme ve işlemler için alternatif kullanım konusunda değerli deneyimler kazandı. Washington İran’a yönelik bazı yaptırımları merhamet duyarak iptal etti ve bir kez daha İran’ın SWIFT ağını kullanmasına izin verildi. Fakat Tahran’ın bu daveti kabul etmesi için acelesi bulunmamaktadır. Her şeyden önce, Washington’un İran’a yönelik politikası çok tutarsız ve değişkendir. İkinci olarak, son skandalın ışığında, İran ve diğer ülkeler SWIFT’e ilişkin artan kuşkulara sahiptir. Tahran’ın tüm varlığını tehlikeye atması pek mümkün değildir. Az sayıda İran bankası ağa tekrar bağlanacak ancak ödeme işlemlerinin çoğu alternatif kanallar üzerinden yapılmaya devam edecektir.

Rusya, SWIFT’e alternatife ihtiyaç duyuyor

Bugün Rusya’da 800 kadar banka bulunmaktadır ve bunların yaklaşık 600’ü SWIFT sistemine bağlıdır. Rusya, (ABD’den sonra) en fazla sayıda SWIFT üyesi kuruluşa ev sahipliği yaparak 2. sırada yer alsa da işlem hacmine bakıldığında ilk 10’a bile girememektedir (geçen sene Moskova 15. sıradaydı). 2000’lerin başından itibaren Rusya’nın dış ödemelerinin en az %90’ı SWIFT üzerinden yapılmıştır. Sistem birçok yurtiçi işlem için de kullanılmıştır.

Batı, 2014 yılında Rusya’ya yönelik ilk ekonomik yaptırımları uygulamaya başladığında, İngiltere Başbakanı David Cameron Rusya’nın SWIFT sisteminden çıkarılmasını talep etmiştir. Bu tehdidin hayata geçmemesinin tek nedeni Batı’nın muhtemel sonuçlarından korkmasıdır. Buna karşın, Rusya’yı SWIFT’den çıkarmak, İran’ı çıkarmaya benzememektedir – İran’da sadece 14 banka sistemden çıkarılırken, Rusya Federasyonu’nda 600 bankanın bağlantısının kesilmesi gerekmektedir.

Fakat Rusya’ya karşı yürütülen melez savaş gerçek bir savaşa dönüşse de, Rus bankasının operasyonlarının SWIFT’ten tamamen yasaklanması ihtimalini göz ardı etmek mümkün olmayacaktır. Bu savaş için hazırlıklar son dakikaya bırakılmamaktadır ve şimdiden bazı önlemler alınmıştır. Örneğin, 2014 yılının sonlarından itibaren Rus şirketleri ve örgütleri, bir aracı olarak SWIFT’e başvurmadan birbirleriyle çoktan hesap görmüştür. Rus bankaları arasındaki ülke içi ödemeleri idare etmek için ulusal bir sistem kurulmuştur [4].

Uluslararası ödemeler daha karmaşıktır. 2014 yılında, Çin ve Rusya Federasyonu arasında doğrudan ödeme sistemi oluşturulmaya (ödemelerle ilgili bilgiyi iletecek) ilişkin tartışmalar başlanmıştır. Sistem özerk olma – ABD ve Avrupa Birliği (özellikle Trans-Avrupa Otomatik Gerçek Zamanlı Brüt Yerleşmeleri Ekspres Transferi - TARGET) tarafından kontrol edilen her türlü ödeme sisteminden tamamen bağımsız olarak - ihtiyacı duymaktadır. Bu özerklik sadece ulusal para birimlerinin – özgün tasarıma ilave edilen öncül - kullanımına geçişle mümkün olabilmektedir.

Brezilya’da Temmuz 2014’te BRICS Kalkınma Bankası’nı kurmak amacıyla düzenlenen BRICS zirvesinde imzalanan anlaşmaya ek olarak, BRICS ülkelerinin merkez bankalarının birbirlerinin ulusal para birimindeki karşılıklı kredi kademelerinin açılması konusunda da anlaşmaya varılmıştır. Belki de bu Rusya ve Çin için ikili ödeme sistemini oluşturma fikri, çok taraflı BRICS ödeme sistemi fikrine dönüşmektedir. Doğal olarak bu durum, söz konusu 5 ülkenin ulusal para birimindeki işlemleri de kapsayacaktır.

Bu BRICS ödeme ağına en fazla ilgiliyi Rusya göstermiştir. Ekim ayında Pekin, SWIFT’e alternatif Çin platformu adı verilen ve para birimi olarak yen’in kullanıldığı uluslararası ödeme işlemi sisteminin çoktan hazır olduğunu duyurdu. Söz konusu platform, henüz az sayıda işlemde kullanılıyor olsa da, bu küçük platform büyüyebilir ve zamanla SWIFT’e alternatif haline gelebilir.

İran ve Kazakistan gibi BRICS’e üye olmayan bazı ülkeler, çok taraflı ödemeler için alternatif bir ağ oluşturma projesinin parçası olmaya istekli görünmüştür. Son SWIFT skandalı (Bangladeş Merkez Bankası’ndan para çalınması), Rusya’nın ve uluslararası ortaklarının adımlarına hız vermesi ve alternatif bir uluslararası ödeme sistemi oluşturmak için bu projeyi benimsemesi ve hayata geçirmesi için bir başka neden oluşturmuştur.

[1] “The Incredible Story Of How Hackers Stole $100 Million From The New York Fed”, Tyler Durden, Zero Hedge, 10 Mart 2016.

[2] “Bank Data Is Sifted by U.S. in Secret to Block Terror”, Eric Lichtblau & James Risen, The New York Times, June 23rd, 2006. « La CIA a contrôlé les transactions financières du monde entier via la société SWIFT », Grégoire Seither, Voltaire İletişim Ağı, 26 Haziran 2006.

[3] “Iran Praises Nuclear Talks With Team From U.N.”, Rick Gladstone, The New York Times, 31 Ocak 2012.

[4] “Russia precipitates the abandonment of SWIFT among the BRICS”, Ariel Noyola Rodríguez, Çeviri Jordan Bishop, Russia Today (Rusya) ,Voltaire İletişim Ağı, 6 Ekim 2015.

Çeviri
Seyma Tahan
Kaynak
Strategic Culture Foundation (Russie)

[1] “The Incredible Story Of How Hackers Stole $100 Million From The New York Fed”, Tyler Durden, Zero Hedge, 10 Mart 2016.

[2] “Bank Data Is Sifted by U.S. in Secret to Block Terror”, Eric Lichtblau & James Risen, The New York Times, June 23rd, 2006. « La CIA a contrôlé les transactions financières du monde entier via la société SWIFT », par Grégoire Seither, Réseau Voltaire, 26 Haziran 2006.

[3] “Iran Praises Nuclear Talks With Team From U.N.”, Rick Gladstone, The New York Times, 31 Ocak 2012.

[4] «Rusia precipita el abandono de SWIFT entre los BRICS», yazan Ariel Noyola Rodríguez, Russia Today (Rusya) , Red Voltaire , 6 Ekim 2015.