JPEG - 49.7 kb
Azov Taburunun düzenlediği tören.

Sosyal, insani ve kültürel sorulardan sorumlu Birleşmiş Milletler Genel Kurulu Üçüncü Komitesi, 18 Kasım’da « Nazizm, Neo-Nazizm ve ırkçılık, ırk ayrımcılığı, yabancı düşmanlığı ve bununla bağlantılı hoşgörüsüzlüğün çağdaş biçimlerini beslemeye katkıda bulunan Nazizm, Neo-Nazizm ve diğer uygulamaların yüceltilmesine karşı mücadele » başlıklı karar tasarısını onayladı.

« Yeni savaşları önlemeye ve gelecek kuşakları bu kötülükten korumaya çağrılan Birleşmiş Milletlerin kurulmasına yol açan, özellikle o dönem Nazizm’e karşı kazanılan zafer » olduğunu anımsatan karar, Neo-Nazi, ırkçı ve yabancı düşmanı hareketlerin dünyanın birçok bölgesinde yayılması konusunda alarm vermektedir. « Nazi hareketinin, Neo-Nazizm’in ve Waffen-SS örgütünün eski üyelerinin, hangi biçim altında olursa olsun, yüceltilmesinden derin endişe duyulduğu » belirtilmektedir. Karar, « Neo-Nazizm’in sadece tarihsel bir hareketin yüceltilmesi değil, aynı zamanda çağdaş bir fenomen olduğunu » vurgulamaya devam etmektedir. Neo-Nazi hareketleri ve benzerleri « ırkçılık, ırk ayrımcılığı, anti-Semitizm, İslamofobi, Hıristiyan düşmanlığı, yabancı düşmanlığı ve bunlarla ilgili hoşgörüsüzlüğün çağdaş biçimlerini beslemektedir ».

Bu nedenle karar, Birleşmiş Milletler üyesi devletleri bu fenomene karşı koymak için bir dizi önlem almaya çağırmaktadır. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 18 Aralık 2019’da kabul edilen karar, Güvenlik Konseyi’nin iki daimi üyesi Rusya ve Çin’in de dahil olduğu 122 lehte oyla Üçüncü Komite tarafından onaylandı. Birleşmiş Milletler’in yalnızca iki üyesi aleyhte oy kullandı: Amerika Birleşik Devletleri (Güvenlik Konseyi’nin daimi üyesi) ve Ukrayna. Büyük olasılıkla bir iç yönergeye göre hareket eden, İtalya da dahil olmak üzere diğer 29 NATO üyesi çekimser kaldı. Aynı durum, 21’i NATO üyesi olan 27 Avrupa Birliği üyesi için de geçerlidir. 53 çekimserin arasında Avustralya, Japonya ve diğer NATO ortakları da bulunmaktadır.

Bu oylamanın siyasi anlamı gayet açıktır: NATO üyeleri ve ortakları, adını anmamakla birlikte, Neo-Nazi hareketlerinin stratejik amaçlarla NATO tarafından daha önce kullanıldığı ve kullanılmaya devam edildiği Ukrayna’yı doğrudan ilgilendiren kararı boykot ettiler. Neo-Nazi tugaylarının ABD/NATO yönetimi altında, 2014’teki Maidan Meydanı darbesinde ve Kırım’ın ülkeden ayrılması ve Rusya’ya geri dönüşüyle birlikte, Avrupa’da Soğuk Savaş’takine benzer yeni bir çatışmayı kışkırtmak için Ukraynalı Ruslara yönelik saldırılarda eğitilip kullanıldığına dair pek çok kanıt bulunmaktadır.

2014 yılında « Ukrayna ulusunun ırksal saflığının, aşağı ırklarla karışmaması gerektiğini » savunan « beyaz Führer » Andriy Biletsky tarafından kurulan Azov taburunun rolü simgeseldir.

Azov, gaddarlığıyla öne çıktıktan sonra, Ukrayna Ulusal Muhafızları’nın zırh ve toplarla donatılmış bir alayına dönüştürüldü. Muhafaza ettiği şey, SS Das Reich’inkinden kopyalanan amblemi ve Nazilerden örnek alınarak geliştirilen yeni devşirilenlere yönelik ideolojik eğitimi oldu. Azov Taburu, ABD’li eğitmenler tarafından eğitildi, Ukrayna’ya Vicenza’dan ve diğer NATO üslerinden nakledildi. Azov sadece askeri bir birim değil, aynı zamanda ideolojik ve politik bir harekettir. Biletsky, özellikle Ruslara karşı nefret eğitimi ve askeri eğitim almış olan gençlik örgütü için karizmatik bir lider olmayı sürdürmektedir. Kiev’de, aynı zamanda, İtalya da dahil olmak üzere Avrupa’nın her yerinden gelen Neo-Naziler devşirilmektedir.

Böylece Ukrayna, Avrupa’nın kalbinde yeniden doğan Nazizm’in « üreme alanı » haline gelmiştir. İtalya’nın Genel Kurul’daki karar tasarısı oylaması da dahil olmak üzere çekimserliği bu bağlamda değerlendirilmelidir. Parlamento, 2017’de Ukrayna Parlamentosu Başkanı, Hitler’in Nasyonal-sosyalist örneğinden hareketle oluşturulan Ukrayna Ulusal Sosyal Partisi’nin kurucusu, siyasi muhaliflere yönelik suikastlardan ve acımasız dayaklardan sorumlu Neo-Nazi tugaylarının lideri Andriy Parubiy ile bir mutabakat zaptı imzaladığı gibi bunu da kabul etti. Televizyonda sarf ettiği « doğrudan demokrasiyi uygulayan en büyük adam Adolf Hitler olmuştur » cümlesi çizgisinde, BM’de Nazizm konusundaki karar tasarısına oy kullanmaması nedeniyle İtalyan hükümetiyle birlikte kendi kendini tebrik edecek olan da odur.

Toplantı kapağından bir bölüm

« Metnin kabul edilmesinin ardından, Avrupa Birliği, çekimser kalan Almanya’nın oyuyla, metnin insan hakları yönlerini güçlendirmek için yapıcı bir taahhütte bulunduğunu belirtti. Bununla birlikte, AB’nin önemli ve temel endişeleri varlığını sürdürmektedir ve uzlaşma biçimleri de dahil olmak üzere birçok temel öneri metne dahil edilmemiştir. Bazı durumlarda, sorunlu ve siyasallaşmış dil olumsuz bir şekilde pekiştirilmiştir » denmektedir.

Çeviri
Osman Soysal
Kaynak
Il Manifesto (İtalya)

Ekteki dokümanlar


Resolution A/C.3/75/L.49

Adopted by the 3rd Committee of the United Nations General Assembly on November 18, 2020.


(PDF - 291.8 kb)