JPEG - 41.2 kb
Cumhurbaşkanı Erdoğan Avrupa Birliği’ni tehdit ederken, Paris ve Brüksel alehindeki beyanlarını öncesinden bildiriyordu.

Türkiye’ nin küresel bir sorun teşkil ettiği gerçeğini ABD, AB ve Rusya kabul etmeyi red ediyorlar.

Türkiye’nin ne anlamda küresel bir sorun teşkil ettiğini hemen açıklayalım.

Cümle âlem totaliter ideolojileri insanlığı kana buladıklarından dolayı desteklemez oldular. Faşizm, Nazizm, Komünizm [1] deneylendiler ve hepsi Tarih’in talepsiz sayfalarına gömüldüler.

Zamana dayanan tek totaliter ideoloji Türk ırkçılığıdır ki bu 20.ci YY süresince Jön Türklerin milliyetçi (ve İslamcı) ırkçılığı, Mustafa Kemal ve Bozkurtlarda olduğu gibi çeşitli şekillenmelere bürünmüş ve 21.ci YY da Tayyip Erdoğan döneminde etkin İslamcı özellikler kazanmıştır.

Bu totaliter ideoloji, Anadolu’daki Hıristiyan nüfusun 1914-1923 döneminde zirveye ulaşan soykırımına nedeni olmuştur [2].

Herkes, özellikle ABD, o dönemde nelerin vuku bulduğunu, Henry Morgenthau ve George Horton gibi üst düzey diplomatların o dönemin kanlı olaylarını raporlarında ve kitaplarında kaydettikleri için gayet iyi bilmektedirler.

Bunu Mondros Antlaşması’nın ardından Ermenilerin talebi üzerine Osmanlı İmparatorluğu’nun başkenti Konstantinopolis’i kontrolü altında bulunduran İngiltere de biliyor ki padişahı soykırımın önde gelenlerini yargılayacak askeri mahkemeleri kurmaya zorladı. Nitekim ilk mahkumiyetler ve bazı liderlerin idamından sonra Türkiye’deki milliyetçilerin tepkisiyle, İngiltere sanıkların yargılanmasının devamı için onları Malta’ya sürdü. İngiltere ve Mustafa Kemal "aralarını bulduktan" sonra davalar durduruldu ve sanıklar Van’da Kemal güçleri tarafından tutuklanan dört İngiliz subay ile değiş tokuş edildiler.

Her hâlükârda, Malta mahkemelerinin zabıtları İngiltere’de ve o dönemde nelerin vuku bulduğunu herkesten gayet iyi biliyor.

Mustafa Kemal İngiltere’nin tercihidir ki aynı zamanda Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Lozan Andlaşması’nda en belirgin rölü oynamıştır. Lâiklik adına Halifeliği kaldırıp Türkiye’yi İslamsızlaştırmayı isteyen Mustafa Kemal’in eleştirmenleri Misakı Milliyi [3] çiğneyip Musul ve Kerkük’ü İngiltere’ye terk ettiğinden dolayı, onu İngiliz emperyalizminin ajanı olarak nitelendirmekte, dolayısıyla Mustafa Kemal ve İsmet İnönüy’le uzlaşıp Türkiye’yi nüfusu altında bulunduran İngiltere, Rum, Ermeni ve Asuri’lere uygulanan soykırımını gündeme getirmesi mümkün değildi.

ABD Lozan da yer almadı ve Lozan Antlaşması’nı imzalamadı. ABD Türkiye literatürlerine göre 1927’ye kadar Türkiye Cumhuriyeti’ni, Jön Türkler ve Kemalistler’in işlediği suçlar ve insanlığa karşı işlenen suçlar üzerine kurulan bir devlet olması, nedeniyle tanımayı reddetti. O dönemde, ABD’de Wilson’un değerleri ve insanlık değerleri ön plandaydı.

Fakat İkinci Dünya Savaşı sonrasında NATO’nun kurulmasıyla Türkiye’nin jeopolitik etkinliğini İngiltere’den devr alan ABD cürümleri "unutarak" halen Türkiye nin devam ettiği soy kırım ve etnik kökenleri temizleme siyasetine göz yummakta [4].

JPEG - 50.5 kb
Cumhurbaşkanı Aliyev, katlettiği Ermeni askerlerinin miğferlerinin önünde.

Böylece, bu ideoloji ile bir asırı aşan süre geçti. Türk ve Müslüman olmayan her şeye sıfır tolerans gösteren bu ideoloji ki daimî etnik temizlik uygulayan ve uygulamaya devam eden hatta bir halkın özelliklerini etkileyen bir ıdeoloji ...

Türkiye nin iktidar sistemi o kadar katı ki hiç kimseye cihat boyutunu (yani İslam adına kutsal savaş) içeren Türkçülüğün ırkçı ideolojisine karşı çıkmasına fırsat vermiyor. Erdoğan döneminde Tütk ırkçılığı yavaş yavaş İslamofaşizmin özelliklerini kazanmaya başladı.

Bu nedenle Türkiye’de istisnasız tüm partiler bu ideolojiye hizmet etti. Sol partiler bu ideolojiyi desteklemezlerse bile karşı çıkmazlar. Buna tek istisna Halkların Demokratik Partisi (HDP) ki esasen Kürt’leri ifade etmekte.

Yukarıdaki paragrafı abartı olarak kabul edenler varsa, Ermeni halkının Türk’lerin soykırımına tabi tutulduklarının tanınmasıyla yukarıda anlatılanların gerçeğini şimdi anladılar.

Hükümeti ve devleti bu utanç verici eylemi tanımaya çağıran HDP dışında Türkiye’nin tüm siyasî partileri ABD’yi soykırımı tanıdığı için kınadı.

Ve "doğal" olarak tüm siyasi partiler, Kürt sorununa çözüm vaat eden evrimci Babacan’ın partisi dahi HDP’yi kınadı, hatta Demokrasi va Atılım partisinin üst düzey yetkilisi "Umarım sizin de soyunuz tez zamanda tükenir" ifadesini kullandı.

Türk siyasetçilerin bu konuyla ilgili beyanatları incelendiğinde, kelimenin tam anlamıyla dehşete düşmemek mümkün değil. Vahşet ve barbarlık mezata çıkmış gibi...

Geçmişte Erdoğan’ın tarih danışmanı akademisyen Murat Bardakçı bile arşiv bilgilerine dayanarak Ermeni tehcirinde 950.000 kişinin kaybolduğunu ve bunun bir soykırım olduğunu söylemişti.

Artık Türkiye Cumhurbaşkanı’nın danışmanı olduğuna göre ona gerçeği söylemekten başka bir şey yapamaz.

Yani Erdoğan gerçeği tanıyor.

Tüm Türk akademisyen ve siyasetçiler Jön Türk ve Kemalistler in uyguladıkları Ermeni soykırımı planını gayet iyi tanıdıkları gibi.

Fakat buna rağmen insanlığa karşı işlenmiş bir suçu tutkuyla savunuyorlar, hatta soy kırım kurbanlarını suçlayarak, ölümlerinin sebepçisi yine onların olduklarını iddia ediyorlar.

Ama insanlığa karşı böylesine iğrenç bir suçu bu kadar mutlak bir şekilde savunmanız, Türk milletinin ve Hanefi Sünni Müslüman Türk toplumunun "saflığını" tehdit edecek herhangi bir olguya karşı aynı suçları işlemeye hazır olduğunuzun göstergesidir.

Kuruluşun temelinde, ölümü ve yıkımı, soykırım ve etnik temizliğin yattığı pişmanlık göstermeyen ve bunlardan kurtulamayan bir devletten bahsediyoruz.

Bu gün bu satırların yazıldığı dönemde Kürtlerin alehine Afrin, Gire Spi, Serekaniye de olanlar diğer soykırım ve etnik temizlemelerde uygulanan siyasetin tıpkı aynısının bir nüshası dır.

JPEG - 66 kb
Türk mafyası tarafından üretilen taklit ürünleri satmak için bir İngiliz tekstil firmasını kullandıktan sonra, Cumhurbaşkanı Tatar, Avrupa Birliğinin topraklarını işgal altında tutan Türk askeri hükümetine başkanlık ettiği Kuzey Kıbrıs’a kaçtı.

Bugün Ankara’da Kobani davasında, IŞİD’i perişan eden Kürt’lerin alehine yaşananlar, katliamcı ve cihatçı teröristleri destekleyen Erdoğan’ın ve barbar devletinin kanlı geçmişteki pratiklerinin tekrarlanmasından başka bir şey değildir.

Ve Türkler’in bu konuda ABD’ye dahi yöneltikleri tehditler, Türkiye’nin bu ırkçı ideoloji ile aşılandığı müddetçe küresel bir sorun olduğunun ispatıdır.

Kana susamış geçmişini inkâr etmeyen, fakat inatla bütün siyasi sistemin desteklediği bu pratikleri benimseyen bir devlet,

Dünyanın en güçlü ülkesi ABD’ye saldıran bir devlet,

Yarattığı miliyonlarca cesedin anısına başını eğip diz çökmek yerine, Ermenistan Cumhuriyeti’nin varlığını kuşkuyla karşılayıp Osmanlı’dan çalınan topraklar üstüne kurulduğunu iddia eden bir devlet,

Kıbrıs’ı, Irak’ı, Suriye’yi, Libya’yı, Nagorno Karabah’ı askeriyle istila eden bir devlet,

Bir devlet ki "Mavi Vatan" ülküsü ve dünyanın en büyük çıkarma filosuyla Yunanistan’ı doğrudan tehdit eden, açıkça Yunan adalarını işgal etmeyi hedefleyen ve "kayıda değer olayların" olmadığını iddia eden NATO’nun aldırış etmediği, bir devlet...

Eninde sonunda evet, bu devlet bir küresel tehdit teşkil ediyor. Boyutları ve başka Müslüman ülkeleri bu siyasi çılgınlığa sürükleme olasılığı nedeniyle onlarca ülkeyi ve halkları tehdit ediyor ve en sonunda insanlığı tehdit ediyor.

Umuyorum ki, tüm siyasi sistemin, akademisyenlerin ve Türk toplumunun, Biden’in Türkler in Ermenilere uyguladıkları soykırımı tanımasından [5] doğan tepkilerden sonra, uluslararasında olsun, Yunanistan’da olsun en kuşkucu çevreler bile ikna olmuştur.

Her ne kadar Bay Iraklidis, Bayan. Repusi [6] ve Gianakaki [7] ve Bay Filis için şüpheliyim.

Bayan Giannakaki’nin Atina Türk büyükelçisine tanınmadan dolayı herhangi bir taziye telgrafı gönderdiğine inanmıyorum? Çünkü geçmişte Yunanistan’ın en ırkçı, Kemalist ve insanlık dışı olanları ile , soykırımın inkarını suç sayan ırkçılık karşıtı yasa tasarısına Anadolu Rumlarının soykırımını dahil edilmemesine öncülük etti.

[1] Yazarın notu: Totaliter ideolojiler derken hepsini eşit saymıyoruz. Faşizm ve Nazizm başka, komünizm ise başka şeyleri temsil ediyordu. Ancak üçü de totaliter ideolojiler olarak nitelendirilir.

[2] Killing Orders : Talat Pasha’s Telegrams and the Armenian Genocide, Taner Akçam, Palgrave Macmillan, 2018 ; Ordres de tuer : Arménie 1915, Taner Akçam, CNRS éditions, 2020.

[3] “Misak-ı Milli Kararları”, Voltaire İletişim Ağı , 28 Ocak 1920.

[4] “Bugünkü Türkiye, Ermeni soykırımını sürdürüyor”, yazan Thierry Meyssan, Tercüme Osman Soysal, Voltaire İletişim Ağı , 26 Nisan 2015.

[5] Voltaire İletişim Ağı’ndan Joseph R. Biden Jr. "Joe Biden Ermeni Soykırımı kurbanlarına saygılarını sunar", 24 Nisan 2021.

[6] Maria Repousi, Maria Giannakaki’nin danışmanlığı nezdinde 2000’li yıllarda Yunanistan tarihi üzerine bir ders kitabı yazdı. Kitap okullardan çekilene kadar, iki yıl boyunca ülkede büyük tartışmalara neden oldu. Yunanistan’ın müttefiği olan ulusların Yunanlara karşı işlediği suçları göz ardı etti. Editörün Notu.

[7] Maria Giannakaki, Demokratik Sol parti üyesi idi, sonrasında SYRIZA adayı olan sol görüşlü bir tarihçidir. Editörün Notu.